Güneşler söner ya da bozulur, gezegenler yok olur ve gökyüzünün boşluklarına…

Bu söz, insanın kozmik düzen karşısındaki tevazuunu vurgular. d’Holbach, evrenin sürekli değişen doğasını anlatarak insanın kendini merkeze koymasının yanılgısını gösterir. Materyalist perspektiften, evrenin akışına teslim olmak ve kendi önemsizliğimizi kabul etmek, gerçek bilgeliğin başlangıcıdır.
Başlangıca dönersek cehaletin ve korkunun tanrıları yarattığını görürüz; hayal…

D’Holbach bu sözüyle dinin ve batıl inançların kökenini analiz ederek, korkuların nasıl insanları esir aldığını açıklıyor. Cesaretin anatomisini çözmek için önce neyin bizi korkuttuğunu anlamak gerektiğini vurguluyor. Gerçek cesaret, cehalete dayalı korkulardan kurtulmakla başlar.
Güneşler söner ya da bozulur, gezegenler yok olur ve gökyüzünün boşluklarına…

D’Holbach bu sözde insanın kozmik ölçekteki önemsizliğini ve kibrini eleştiriyor. Evrenin devasa döngüleri karşısında insanın ne kadar küçük olduğunu hatırlatarak, kendini merkeze koyma yanılgısını sorguluyor. Bu materyalist perspektif, sıradan insanın evrendeki gerçek yerini fark etmesini sağlayabilir.