Hiçbir şey yoktur; bir şey varsa bile, onun hakkında hiçbir şey bilinemez; ve…

Gorgias’ın ünlü üçlü tezi, hem bilginin hem gerçekliğin mümkün olmadığını savunarak mutlak skeptisizme ulaşır. Bu görüş, hukuki kuralların evrensel ahlaki standartlara dayanma iddiasını temelden sarsarak, her türlü objektif değer yargısının imkansızlığını ortaya koyar. Nihilist yaklaşımla, hukuk ile ahlak arasındaki çelişki de anlamsızlaşır.
Hele gerçeklere çoğu zaman boş veren, işin bir ucunu Allah’a bırakmaya yatkın…

Kemal Tahir, insanın kendi kusurlarını görme konusundaki körlüğünü ve mükemmel olma yanılsamasını eleştirir. Gerçeklerle yüzleşmek yerine kendimizi avutma ve mucizeler bekleme eğilimimizin, aslında kendi kusurlarımızı kabul etmekten kaçınmanın bir yolu olduğunu vurgular. Bu söz, mükemmeliyetçiliğin arkasındaki aldanma halini çok çarpıcı bir şekilde ortaya koyar.
İnsan her şeyin ölçüsüdür: var olanların var olduklarının, var olmayanların var…

Protagoras’ın bu ünlü sözü, gerçekliğin insan algısına göre şekillendiğini savunur. Teknoloji çağında bu düşünce daha da önemli hale gelir: sanal gerçeklik ve ekranlar, insanın gerçeklik algısını manipüle ederek onu “ölçü” olmaktan çıkarabilir. Hakikat artık teknolojik aygıtların süzgecinden geçer.